Mide Küçültme

Laparoskopik sleeve gastrektomi, midenin %80’inin çıkartıldığı ameliyat yöntemidir. Geriye kalan  mide  tüp şeklinde olduğu için tüp mide olarak da adlandırılır.

İlk olarak aşırı obez ve yüksek riskli hastalarda, 2 aşamalı duodenal switch (bağırsakların kısaltıldığı ameliyat tipi) ameliyatının ilk aşaması olarak yapılmış ancak o zamandan bu yana tek başına bariatrik bir ameliyat olarak, etkili ve yeterli olduğu görülmüştür. Bugün Amerika’da ve Avrupa’da en sık uygulanan ameliyat haline gelmiştir; tüm bariatrik ameliyatların da yaklaşık % 54’ünü oluşturur.

Gastrik bypass ameliyatı, Avrupa ve Amerika’da hızla azalmaktadır. Bir çok cerrah, bu ameliyat sırasında kullanılan stapler (zımba atan alet) ile yapımı çok kolay olduğu için, tüp mide ameliyatına yönelmişlerdir. Yine tüp mide ameliyatı sayesinde, hastaların kısa sürede günlük hayata dönerek kilo sorunlarından erken dönemde çok çabuk kurtulmaları, toplumda da şişmanlık cerrahisine karşı büyük bir ilgi yaratmıştır. Erken dönemde görülen bu başarılı sonuçlara rağmen, tüp mide ameliyatından sonra yeterli rehabilitasyonun (yeme içme alışkanlıklarının değiştirilmesi, duygusal yeme bozukluklarının düzeltilmesi, kaliteli ve doğru beslenmenin diyetisyen desteğiyle öğrenilmesi) sağlanamadığı hastalar boşluğa düşmektedirler.

Tüp mide ameliyatı standart bir ameliyat değildir. Bir çok merkezde değişik cerrahi tekniklerle ve boyutlarda yapılabilmektedir. Çok geniş bir tüp mide yapıldığında, hastalar 6 ay sonrasında tekrar kilo alabilir; bu insanlar arasında midem büyümüş olarak da tarif edilir. Tüp mide çok dar yapıldığında ise, hastalar beslenme sorunları, halsizlik kusma atakları gibi sorunlar yaşarlar. Aslında her insanda mide anatomisi bir çok ayrıntı içermektedir. Yaklaşık 20 yıldır mide anatomisiyle ilgilenen bir cerrah olarak, bu ayrıntıların önemi tüp mide ameliyatının başarılı olmasında ve komplikasyonların önlenmesinde daha da ön plana çıkmaktadır.

Beş yıllık takibi yapılan 600 vakalık tüp mide serimizde başarı oranımız çok yüksektir. Hastalarımızda 2. yıl takip sonucunda bile fazla kilolarından kurtulma oranı %84 ile belirtilen ortalamaların (%60-70) çok üstündedir.

Tüp mide ameliyatı bir çok şekilde etki gösterir. Öncelikle yeni mide, normal mideye göre hacim olarak çok küçüldüğü için; çok az yiyerek tokluk hissi yaratır. Aslında bu ameliyatın en büyük etkisi, bağırsak hormonları üzerindeki değişikliktir. Bu sayede açlık hissi, uzun süre baskılanır ve çeşitli hormonların etkisiyle şeker hastalığında tam veya tama yakın düzelme sağlanır. Çalışmalar göstermiştir ki, tüp mide yani mide küçültme ameliyatı kısa vadede  kilo verme ve şeker hastalığındaki düzeltici etki bakımından, gastrik bypass kadar etkili bir ameliyattır. Bu ameliyata bağlı komplikasyon oranı da  gastrik bypass’a göre çok daha düşüktür.

Tüp Mide Ameliyatının Avantajları:

  1. Yemeyi kısıtlayıcı etkisi uzun süre devam eder (çok az yiyerek doymayı sağlar).
  2. Karşılaştırmalı çalışmalarda, gastrik bypass kadar etkili ve hızlı kilo kaybı sağladığı gösterilmiştir. Bir çok çalışmaya göre 5 yıllık takipte,  fazla kilolardan kurtulma  oranı %50’nin üzerindendir ve hastaların çoğu kilo verdikten sonra kilolarını koruyabilmişlerdir. Hormonal etkileri olan bir ameliyat olduğu ortaya çıkmıştır. Erken dönem tip 2 şeker hastalığı üzerine iyileştirici etkisinin, gastrik bypass kadar etkili olduğu; ağır ve 10 yıldan uzun süren şeker hastalığı olanlarda da, bypassla aralarında etkinlik bakımından pek fark olmadığı son bilimsel çalışmalarda ortaya konmuştur.
  3. Mide bandında olduğu gibi vücut içine herhangi bir yabancı cisim yerleştirilmez. Fonksiyonel anatomi değişmez yani gastrik bypasta olduğu gibi bağırsakların yeriyle oynanmaz. Hasta geri kilo aldığında ise, tecrübesi olan cerrahlar tarafından By-pass ameliyatlarına çevrilebilir. Bu yüzden köprüleri yıkmayan ameliyat olarak adlandılır.
  4. Ameliyat sonrası ağrı çok azdır. Hastane kalış süresi ve iyileşme süresi çok kısadır.
  5. Bağırsak hormonları tetiklenerek açlık baskılanır (Grelin etkisi)

Dezavantajları:

  1. Geri döndürülemez bir işlemdir.
  2. Uzun süreli vitamin eksikliğine neden olur.
  3. Ayarlanabilir gastrik banda göre, erken dönemde komplikasyon oranı hafif daha fazladır.