Obezite ve Diyabet Birlikteliği

Okuma Süresi: 2 dk.

Obezitenin Yol Açtığı En Büyük Sorunlardan Birisi: Şeker Hastalığı (Tip 2 Diyabet)

Obezite çağımızın en büyük sorunlarından biridir ve tüm dünyada gittikçe artış
göstermektedir. Ülkemizde Sağlık Bakanlığı’nın son verilerine göre nüfusun yaklaşık %34’ü
obezdir. Ülkeler bazında yapılan araştırmada obez nüfustaki artışa bakıldığında Türkiye
Avrupa ülkeleri arasında 1 sıradadır. Dünya sıralamasında ise ülkemiz obezite artış oranında
Amerikayı bile sollayarak 13 Sıraya yükselmiştir. Bu tablo geleceğimiz açısından son derece
ürkütücüdür ve obeziteyle mücadelede toplumun tüm bireylerine, ebeveynlere, bizlere
büyük görevler düşmektedir.
Obezite yol açtığı çeşitli hastalıklarla insan ömrünü kısaltan kronik bir hastalıktır. Obezitenin
yol açtığı bu hastalıkların başında da tip 2 diyabet yani şeker hastalığı gelmektedir. Obezite
ve şeker hastalığı adeta kardeş gibidir. Bugün dünya üzerinde 415 milyon şeker hastası
vardır ve bu rakam 2019 yılında maalesef 600 milyona çıkacağı tahmin edilmektedir.

Şeker Hastalığı Oluşumundaki Risk Faktörleri

Şeker hastalığı oluşumundaki risk faktörlerine baktığımızda ilk sırada obezite yer almaktadır.
Obezite ve diyabet küresel bir sorundur. Dünya diyabet federasyonunun verilerinden size
çarpıcı örnekler vermek gerekirse:
1- Dünyada Her 11 yetişkinden 1’i diyabet hastasıdır( 415 milyon)
2- Her 2 diyabetli yetişkinden biri şeker hastası olduğunu bilmemektedir.
3- Her 6 saniyede 1 kişi şeker hastalığı ( tip 2 diyabet) nedeniyle hayatını kaybediyor.
4- Küresel sağlık harcamalarının %12’si şeker hastalığı için harcanıyor(672 milyar dolar)
Peki bir kişinin şeker hastası olup olmadığını nasıl anlayabiliriz? Basitçe anlatacak olursak:
– Bir kişinin açlık kan şekeri 126 mg/dl ‘nin üstündeyse bu kişi şeker hastasıdır.
– Eğer bir kişinin tokluk 2 saat kan şekeri 200 mg/dl ‘nin üstündeyse yine bu kişi diyabet
hastasıdır.
Normal bir insanda şeker vücudumuza girdiğinde pankreastan insülin salgılanır ve glukoz bu
insülin sayesinde dokulara etkili bir şekilde dağıtılmaktadır. Kilo sorunu olanlarda obezlerde
yağ dokusu insülin hormonunun bu görevi tam olarak yerine getirmesini engelleyerek adeta
ona düşman gibi davranır. Bu aslında insülin direnci dediğimiz durumun nedenidir. İnsülin
direnci dediğimiz durum aslında şeker hastalığının başlangıcıdır ve kilo sorunu olan obezlerin
çoğunda görülmektedir. Halk arasında gizli şeker denilen durum budur. Buna karşı bir önlem
alınmazsa ileride bu durum aşikar şeker hastalığına yol açar. Şeker hastalığı kronik ciddi bir
hastalıktır. Kan şekerinin sürekli yüksek olması bütün organlarda tahribata yol açarak böbrek
yetmezliği , görme kaybı ve kalp damar hastalıkları başta olmak üzere bir çok olumsuz
duruma yol açar ve insan ömrünü kısaltır.
Obezite ve şeker hastalığı arasında kuvvetli bir birliktelik bulunmaktadır. Bu açıdan
bakıldığında aslında obeziteyle mücadele aynı zamanda şeker hastalığı( tip 2 diyabetle ) ile
mücadele anlamına da gelmektedir. Bilindiği gibi Bu mücadelede obezite cerrahisi en etkili
yöntemdir. Günümüzde Obezite cerrahisinin dünya genelinde bu kadar yaygınlaşmasının bir
nedeni de kilo kaybından bağımsız hormonal etkilerle şeker hastalığını iyileştirici etkisinin de
olmasıdır. Bariatrik ve metabolik cerrahi kavramı aslında bu şekilde ortaya çıkmıştır.
Sonuç olarak obeziteyle etkili mücadele ileride oluşabilecek obezite ilişkili hastalıklarla da
mücadele anlamına gelmektedir. Bunların başında da tip 2 diyabet (şeker hastalığı) ilk sırada
yer almaktadır.