İçindekiler

Reflü Nedir?


Reflü, günümüzde, her 5 kişiden birinde görülen bir hastalıktır. Halk arasında mide reflüsü olarak da bilinen reflü türü mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması olarak açıklanır.

Aslında reflü genel manada bir organ içinde olması gereken sıvı içeriğinin başka bir bölgeye geçmesine verilen isimdir. Örneğin Mesane içerindeki idrarın yukarı idrar yollarına kaçmasına vezikoüretral reflü, mide içerisindekilerin yemek borusuna kaçmasına ise gastroözofageal reflü denir.

Her 5 Kişiden 1’inde Görülmektedir

Günümüzde toplumda her 5 kişiden birisinde gastroözofageal Reflü hastalığı görüldüğü için artık yaygın olarak reflü dendiği zaman bu hastalık akla gelmektedir.

  • Hızlı iletişim ve randevu için hemen arayın +90 (532) 173-7753

    5.000 üzeri başarılı mide ameliyatı ve 30 yıllık tecrübemiz ile sağlığınıza kavuşmanız sürecinde sizlere destek olmaktan memnuniyet duyarız.

  • Ücretsiz Bilgi Al

Reflü Belirtileri Nelerdir?

Midede yanma, ağza acı su gelmesi, kaynama, ekşime, bazı yiyeceklerin rahatsızlık vermesi, yenilenlerin boğazdan yukarı gelmesi, bulantı ve şişkinlik hissi reflünün en sık görülen belirtilerindendir. Reflüsü olanlarda kuru öksürük, ses kısıklığı ve astım da gelişebilir.

Reflü’de Kalıcı Tedavi Nasıldır?

Reflü hastalığının bugün için uzak dönem sonuçları bilinen kalıcı tek tedavi yöntemi Laparoskopik cerrahidir.Hastalarda yemek borusunda yara açıldığında, mide fıtığı endoskopi ile teşhis edildiğinde ve kapak yetmezliği vakalarında hastanın ömür boyu ilaç içmesi gerekebilir.Özellikle bu konumda olan hastalarda Laparoskopik cerrahi kalıcı şifa sağlayan, hastayı sürekli ilaç kullanımından kurtaran ve yaşam kalitesini arttıran bir seçenektir.

ABD’de laparoskopik reflü cerrahisi safra kesesinden ve şişmanlık ameliyalarından sonra üçüncü sıklıkla yapılan operasyondur.

Laparoskopik cerrahi sonrası hasta bir gün hastanede kalır,ertesi gün ağızdan beslenir. Hastaların ameliyat sonrasında yaptığı gıda rejimlerine ve sosyal tedbirlere gerek kalmaz.Konu ile ilgili tecrübeli cerrahların ameliyatları sonrasında uzun dönemde %90 üzerinde başarı vardır…

Bilgilerinizi Bırakın, Sizi Arayalım!

En kısa süre içerisinde sizinle iletişime geçeceğiz.

İnsanlarda yemek borusu ile mide arasında geçişi düzenleyen çok kompleks bir kapak sistemi vardır.mide içerisinde bulunan gıdaların ve özellikle açlıkta asit ve safranın yemek borusuna kaçması bu şekilde önlenir. Reflü nün en önemli nedeni bu kapak sisteminin yetersiz olması veya halk arasında mide fıtığı olarak bilinen kapak sisteminin karın boşluğundan göğüs boşluğuna kayması sonucu görevini yetersiz yapması sonucu gelişir. Reflü hastalığında, mide asit yüksekliği yoktur. Normal hatta düşük asit düzeyinde bile yemek borusuna kaçan mide içeriği, yemek borusunda tahribat yapar. Reflü olması için mutlaka kapakçık yetmezliği olması şart değildir. Yemek borusuna ait hastalıklarda ve mide boşalma bozukluğu durumunda da reflü olabilir.

Üst mide bölgesinden başlayan ve göğüs kafesinin orta hattı boyunca yayılabilen yanma en tipik şikayettir.Bunun nedeni mide içerisinde normalde bulunması gereken asit ve safranın buna dayanaksız yemek borusu iç döşemesine kaçması ile yaptığı hasardır.Yemeklerden sonra ekşime ve mide içeriğinin ağza doğru gelmesi ilerleyen zamanlarda ortaya çıkabilir. Mide içeriği gırtlak bölgesine geçmesi ile boğaz ağrısı, ses kısıklığı ve öksürük görülebilir.

Nedeni bulunamayan öksürüğü olan üç hastanın ikisinde reflü vardır.Yine Reflü ile astım hastalığı arasında bazı vakalarda sıkı bir ilişki vardır.Hastaların göğüs ağrısı nedeniyle kalp hastalığından şüphelenmesi ve kalp doktoruna gitmesi hatta anjiyo yapılması sık rastlanan bir durumdur. Kalp anjiyosu normal çıkan hastaların yarısında reflü hastalığı mevcuttur.

Hastalığın ilerleyen dönemlerinde geceleri mide içeriğinin solunum yollarına kaçması ile uykudan ani uyanmalar olabilir.Yapılan bilimsel çalışmalar kalp yetmezliği kadar reflü hastalığının insanın yaşam kalitesini bozduğunu ortaya koymaktadır.

Portakal, poğaça, yeşil soğan, domates, nane, çikolata, kahve, yağlı yemekler vb.

Reflü Ameliyatı Olan Hastalarımızın Yorumları

5,0 ★ ★ ★ ★ ★ (27)

Reflü Ameliyatı İle İlgili Sık Sorulan Sorular

Reflü ve diğer mide ameliyatı olan bazı hastalarımızın bilgilerine buradan ulaşabilirsiniz.

Reflü bir hastalık değil bir bulgudur. Günümüzde her 5 kişiden birisinde reflü hastalığı görüldüğü için reflü denildiği zaman akla yaygın olarak bu hastalık gelir.

Reflünün hafif formu olan yemek borusu ile mide arasındaki kapağın açıldıktan sonra geç kapanması durumu en yaygın görülen reflü türüdür. Reflünün diğer iki formu ise, kapağın devamlı açık kaldığı; kapak yetmezliği ile kapağın karın içerisinden göğüs boşluğuna fıtıklaştığı ağır şiddette seyreden mide fıtığıdır.

Sürekli boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, kuru öksürük, ses kısılması, tükürük salgındaki artış reflünün az bilinen belirtilerindendir.

Reflünün en çok karıştırıldığı hastalıklar kalp krizi, kronik öksürük, astım, zatürree, farenjit, larenjit ve gastrittir.

Yemek borusuna kaçan mide suyu gırtlak bölgesinde tahriş yaparak sürekli boğaz ağrısına neden olabilir. Bu hastalarda sıklıkla boğaz iltihabı yanılgısı ile gereksiz antibiyotik kullanımına rastlanır. Bu tip reflülerde tedavi daha zor ilaca verilen olumlu yanıt ise çok daha azdır.

Hamilelerde karın içi basıncı artışı ve hormonal değişikliklere bağlı geçici reflü atakları görülebilir. Bu durum genellikle hamilelik sonrası dönemde düzelir. Bebek reflülerinin büyük çoğunluğu ise ilerleyen zamanlarda normale döner.

Kapak yetmezliği ve mide fıtığı nedeniyle reflü hastalığı gelişenlerde diyetle kalıcı bir iyileşme sağlanması mümkün değildir. Diyet süresince şikâyetler azalırken, diyet bırakıldığında aynı şikâyetler tekrar yaşanır.

Zayıflamanın kapakta mekanik bozukluk olan hastalara faydası olduğunu gösteren bilimsel bir kanıt yoktur. Buna karşın yapılan diyette daha az yemek tüketilidği için yemek borusuna kaçışlarda azalma olabilir.

Sigara mide asidini artırarak yemek borusunda tahrişi artırır. Alkolün de (özellikle bira ve şarap) kapak sisteminin daha fazla genişlemesine yol açarak reflüyü artırma özelliği vardır. Buna rağmen sigara ve alkolün tek başına reflüye neden olduğu söylenemez.

Reflü hastalığı ile yemek borusunun alt uç kanserleri arasında ilişki vardır. Fakat reflü hastalarında kanser gelişme olasılığı son derece düşüktür. Kanser ancak bazı öncül bulgulardan sonra ortaya çıkabilir.

Reflüde ilaç olarak proton pompa inhibitörü (PPI) denilen asit düşürücüler kullanılır. Bu ilaçlar yemek borusunda asidin yaptığı tahrişi ve midenin içindeki asidi ortadan kaldırmaya yardımcı olur. Eğer kapak yapısında mekanik bir bozukluk varsa ilacın kullanım süresi ve etkinliği hastalığın şiddetine bağlı olarak değişir. Yemek borusunda yara açılması veya kapak bozukluğu olması durumunda ilacın kesilmesini takiben hastaların şikâyetleri yeniden başlar. Mide fıtığı olan, yemek borusunda yara açılan veya kapak yetmezliği bulunan hastaların yaklaşık yüzde 30′unun bu ilaçları yaşam boyu kullanmaları gerekebilir.

Reflüsü olan her hastada cerrahi tedavi şart değildir. Sürekli ilaç içmek zorunda kalanlar, ilacı kestiğinde şikâyeti tekrarlayanlar, ilaca rağmen yemek borusundaki yaraları geçmeyenler, yemek borusunda ileri safhada hücresel değişiklik gelişenler ve özellikle genç yaş grubunda olanlara laparoskopik cerrahi önerilir. Reflü hastalarının yaklaşık yüzde10′unda cerrahi tedaviye ihtiyaç duyulur.

Bu inanış doğru değildir. Laparoskopik cerrahide başarıyı sağlayan en önemli faktör cerrahın tecrübesidir. Tecrübeli cerrahlarda 10 yıllık nüks oranı özellikle yama yönteminin gelişmesi ile yüzde 5′in altına düşmüştür.

Reflü ameliyatı sonrası hastaların sürekli ilaç kullanmaları, diyet yapmaları, yüksek yastıkta yatma zorunlulukları ortadan kalkar. Bu durumdaki hastalara operasyon sonrası bir hafta boyunca sulu gıdayla beslenme önerilir.

Reflü hastalarının az miktarda yemesi ve özellikle tok karına yatmamaları gerekiyor. Yağlı yemek, çiğ sebze meyve(özellikle domates soğan,narenciye),salçalı yemek, çay, kahve, asitli içecekler,sucuk,salam,sosis,mayalı hamur işleri ve özellikle alkolden uzak durmalı. Ağır sporlar yapmamalı, 30 derece eğimli yataklarda mümkün olduğunca sol tarafına dönük yatmalı. Gıda rejimlerinin , sosyal hayat tedbirlerinin hastalığın gidişinde önemli bir faydası olduğuna dair bilimsel kanıt yoktur…

Hastalığın tedavisinde en etkin ajan proton pompa inhibütörü olarak adlandırılan ilaçların kullanılmasıdır. Mide fıtığı olan veya yemek borusunda yara açılan reflü hastalarında bu ilaçların hayat boyu kullanması gerekebilir… Reflü hastalarının medikal ve cerrahi olmak üzere iki seçenekleri vardır. Medikal tedavide mide asit düzeğini düşüren Proton pompa inhibitöleri (omeprol, lansor, prosec, Nexium vs ) kullanılır. Reflüde neden kapakçık yetmezliği ise, mideden yemek borusuna kaçış medikal tedavi altındayken devam eder, fakat asit düzeyi düşük mide sıvısı kaçtığı için hastada yanma şikayeti olmaz ayrıca yemek borusundaki tahribatlar ortadan kalkar. Spor yapmak, sıkı elbise giymek reflüyü artırır.

İlaç tedavisi altında olan hastaların kapak yetmezliği ile orantılı olarak tedavinin kesilmesinden sonra şikayetleri tekrarlar.

Bunun ana nedeni PPI grubu ilaçların hastalığın ana nedeni olan kapakçık sistemini düzeltici etkileri olmaması, ilaç alındığı sürece asit düzeyini düşürerek hastayı rahatlatmasıdır. Hastalığın ana nedeni olan kapakçık sistemi düzeltilmediği sürece hastaların bir grubu hayat boyu ilaç kullanmak zorundadır.

SÜREKLİ İLAÇ (PPI) KULLANMANIN YAN ETKİSİ VARMIDIR?

İlacın genel manada tanımı: faydası zararından daha fazla olan etkin maddedir.Sürekli PPI kullanılarak asit olması gereken mide suyunun bu özelliği ortadan kaldırılmaktadır.Bazı bilimsel çalışmalar PPI sürekli alındığında midenin asit ortamı ortadan kalktığı için kalsiyum emiliminin bozulduğunu ve buna bağlı kemik erimesi ve kalça kırığı riskinin ortaya çıktığını göstermektedir.Yine özellikle yaşlı hastalarda sık akciğer enfeksiyonu gelişimine neden olduğu iddia edilmektedir.

REFLÜ TEŞHİSİ NASIL KONUR?

Endoskopik muayene ile yemek borusunun içi, mide ve yemek borusu bileşkesi doğrudan görerek değerlendirilir. Endoskopide yemek borusunda mideden gelen asit ve safranın açtığı yaralar, ülserler görülebilir. Bazı reflü vakalarında hastanın şikayeti olmasına rağmen Endoskopik bulgular yetersiz olabilir bu tür vakalarda yemek borusunun 24 saat boyunca asit ölçümü yapan kateterle değerlendirilmesi gerekebilir. Reflü hastaları şikayetleri nedeniyle Kulak burun boğaz, Göğüs hastalıkları ve Kardiyoloji (kalp hastalıkları) bölümlerine başvurabilirler.

REFLÜ DE KANSER GELİŞİR Mİ?

Reflü hastalığı ile yemek borusunun alt uç kanserleri arasında ilişki vardır. Fakat kanser gelişme olasılığı son derece düşüktür ve bazı öncül bulgulardan sonra orta yere çıkar. Mide içerisinden yemek borusuna sürekli olarak kaçan asit ve özellikle safra yemek borusunun iç döşemesinde değişikliğe yol açar.

Yemek borusunun hücreleri asit ve safranın yaptığı tahribattan korunmak için midenin asit ve safraya dayanıklı hücreleri gibi olmaya çalışır ve onları taklit eder. Bu taklit hücrelere “Barret” denir. Barret hücrelerinde değişiklikler sonrası kanser öncesi “displazi” hücreleri ortaya çıkar. Reflü hastalarının ’ da Barret ozefagus gelişir.

Bu hastaların da %3-7’de displazi gelişimi görülebilir. Barret ozefagus olan hastalardan biyopsi ile yıllık veya en azından 3 yılda bir takibi gerekir. Sürekli ilaç kullanımı Barret ozefagusu olan vakalarda kanser gelişimini 0 oranında engellemez. Bunun en önemli nedeni ilaç tedavisi ile asit kaçışının önlenmesine karşın safra ile temasın engellenememesidir. Cerrahi tedavi hem asit hem de safranın mideden yemek borusuna kaçışını engelleyerek daha koruyucu bir tedavi sağlar.

Reflü tedavisi ve ameliyatı için güncel fiyatları öğrenebilmek için lütfen bizimle iletişime geçin.