Tüp Mide Ameliyatı Yaptığımız Hepatobilier Cerrahi Hocamız Artık Maratonlara Katılıyor.

Tüp Mide Ameliyatı Yaptığımız Cerrahlar; Morbid Obezite Cerrahisini Anlatıyor.

Neredeyse kendimi bildim bileli kiloluydum aslında. O orta birden beri diyebilirim. O kadar çok yöntem denedim ki bu işi yaparken diyetisyene gittim, hipnoz yaptırdım. Akupunktura gittim. Çeşitli kendi bildiğimiz medyadan duyduğumuz diyetleri yaptım. Ama sonunda hiçbirinde başarılı olamadım ve hayatımın büyük bir bölümünü aşırı kilolu yani morbit obez olarak geçirdim aslında. Son yıllarda kilo al gittikçe artmıştı. Ve en sonunda daha kalıcı bir çözüm bulmaya karar verdim. Aslında yeni gelişiyor bu ameliyatlar Türkiye'de. Avrupa'dan ve Amerika'dan biraz daha gecikmiş durumdayız bu işlere başlamakta. Neden daha yavaş gelişiyor? Bence insanlar medyadan duydukları şeylerden. Çok fazla etkileniyorlar. Medyaya çoğu zaman iyi olumlu yönleri yansıtılmıyor bu ameliyatın. Hep sansasyonel ve kötü olan, kaybedilen hastalar, komplikasyon hastalarla yansıtılıyor daha çok. Onun için de insanlarda bu ameliyatlara karşı bir ön yargı oluşuyor. Halbuki diğer ameliyatlarla kıyasladığımızda iyi bir cerrahın elinde bu ameliyatın başka bir ameliyattan çok fazla bir riski olduğunu düşünmüyorum. Her ameliyatın tabii ki belli bir riski var. Ama mide ameliyatları daha risklidir demek bilimsel olarak da çok doğru değil. Zor bir soru, zor bir cevap. Aslında kolay bir cevap. Yani çok fazla şey değiştirdi diyebilirim. Birincisi sağlığınızla ilgili değişiklikler oluyor tabii ki. Kalp hastalığı, şeker hastalığı, hipertansiyon, aşırı kilo nedeniyle belinize, kalçanıza, dizlerinize binen yük nedeniyle yaşadığınız eklem rahatsızlıkları, bu ameliyatla verdiğiniz kilolarla bunların birçoğundan ya da aza indiriyorsunuz. Bu tabii ki büyük bir rahatlama sağlıyor. Fiziksel olarak size rahatlama sağlıyor. Bunun dışında tabii ki psikolojik olarak da çok fazla etkisi var. Kilo verdikçe daha kendine güvenen, daha rahat, daha rahat sosyal ilişkiler kurabilen insanlar haline geliyorsunuz. Aslında şişmanlar mutludur denir ama bu bir maskedir çoğu zaman şişman insanlar arasında. Zayıfladıkça daha özgüvenli, daha mutlu insanlar siz mutlu oldukça siz kendinizi sevdikçe çevrenizle olan ilişkiniz iyileşiyor, ailenizle olan, ilişkiniz, eşinizle olan ilişkiniz, çevreniz değişiyor. Ve daha mutlu, daha özgüvenli, daha rahat hayattan zevk alan insanlar haline geliyorsunuz. Fiziksel aktiviteleriniz rahatlıyor. Daha önce yapamadığımız şeyleri yapıyorsunuz. Daha rahat spor yapabiliyorsunuz. Alışverişe çıktığınız zaman daha hayattan zevk insanlar oluyorsunuz. Aslında başlı başına moral motivasyon olarak sizi çok değiştiriyor bu ameliyatla verdiğiniz kilolar. Biraz önceki sorunuza cevap verirken aslında bu ameliyatların diğer ameliyatlardan çok riskli ameliyatlar olmadığını söyledim. Ama bunun altına bir parantez açmak gerekir aslında. Bu işle uzun süre ilgilenmiş vaka sayısı çok doğru olarak bu işi yapan bir cerrahın elinde bu ameliyatın riskinin az olduğunu söylemek daha doğru olurdu. Onun için ameliyat olmaz olmayı düşünen hastalara bir kere her şeyden önce şunu söylemeliyim. Eğer diğer yolları ve kilo vermekte başarılı olamadıysanız ameliyat olmanızı gerçekten ben ameliyat olmuş biri olarak öneriyorum. Ben kendi hayatımda bunun faydasını ve artılarını çok fazla gördüm. Ama doğru ekibe, doğru cerraha bu işi hakkıyla yapan kişilere ameliyat olmak. En doğrusu bu işi yaparken. Tabii ki obezite cerrahisinin hızla yayılmasıyla pek çok ekip, pek çok insan pek çok meslektaşımız bu işi yapar hale geldi. Ama yeter vaka sayısına sahip. Bu işte yeterince tecrübe edilmiş, işini hakkıyla yapan ve en önemlisi ameliyat sonrası size destek olacak moral motivasyon sağlayacak, diyetinize yardımcı olacak, psikolojinizi destekleyecek bir ekibe sahip bir cerrahla çalışmak ona teslim olmak bence en doğrusu. Ben neden Ahmet Bey'i seçtim? Ahmet Bey'le biz uzun yıllardır tanışıyoruz. Birlikte ihtisas yaptık. Kendisi benim kıdemlimdi. Uzun süre birlikte çalıştık. Ama onun dışında da bu işi yapan bir sürü arkadaşım vardı tabii ki. Ahmet Bey'in ekibine güvendiğim için, kendisine güvendiğim için ve bu işi eee layığıyla yaptığını düşündüğüm için ben kendisine ameliyat olmayı tercih ettim. Hiç de pişman olmadım. Kendisine çok teşekkür ediyorum.

Tüp Mide Ameliyatında Ölüm Korkusu. Bu Ameliyatlar Ne Kadar Riskli?

Hastalarımızın en büyük korkusu şişmanlık cerrahisinden ölüm korkusuyla ortaya çıkıyor. Çünkü gazete medya haberleri çok etkileyici olabiliyor. Bugün ülkemizde maalesef bir şekilde şişmanlık cerrahisinde çok hızlı bir ivme var. Cerrahi merkezler özellikle tüp mide dediğimiz mide küçültme ameliyatlarının çok aşırı yaygınlaşması nedeniyle biraz da kontrolsüz yaygınlaşması nedeniyle tecrübe eksikliği az olan merkezler ve cerrahlarda kaçak ve kaçak olasılığının yanı sıra, kaçakların tedavi edilememesine bağlı sorunlar gözükebiliyor. Yirmi beş yıllık meslek yaşantımda açıkçası obezite cerrahisi benim en güvenli olduğum, en sevdiğim alanlardan birisi. Hiç ölüm olayım olmadı. Tüm serim içerisinde de sadece bir kaçak vakası var. Onu da sorunsuz olarak tedavi ettim. Peki insanlar niçin korkuyor? Niçin ölüm korkusu ve kaçak korkusu bu kadar yaygın? Kabaca bir örnek vermek gerekirse Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Amerikan Bariatrik Cerrahi Derneği'nin yaptığı çalışmaya göre bu ameliyatlardan ölüm oranı binde bir. Yani kesesi ameliyatı kadar. Örneğin bir kalp ameliyatında ölüm oranı ise yüzde iki. Yani yüz kişiden iki ölü kişi ölüyor. Ama hiç kimse koroner bypass ameliyatına girerken ya işte hastamız ölüm olayı ne kadardır diye sorgulamıyor veya ölümü sorgulamıyor. Hemen bir örnek vereyim. Şişmanlık ameliyatı olan insanlarda kalp nedeniyle ölümler yüzde altmış oranında azalıyor. Yine elimde raporlar var. Hemen size buradan bilgiler vereyim. Şeker hastalığına ölüm oranları yüzde doksan oranında azalıyor. Bu Amerikan raporları. Kalp hastalıkları yanı sıra kansere bağlı ölümler yüzde altmış oranında azalıyor. Yani bu cerrahi ölüm oranı son derece düşük olduğu gibi diğer hastalıklarda da ölüm oranını düşürüyor. Bu çok önemli. Bu konuda çok sayıda çalışma var. En önemlisi de İsveç çalışması. İsveç'te yapılan bilimsel çalışmada ameliyat olanlarla olmayanlar karşılaştırıldığında ameliyat olanların on yıl daha fazla yaşadığı ortaya konmuş. Elbette ki bu verilere rağmen ortaya çıkan bir gerçek de yok değil. Hastaların doktor seçimine dikkat etmesi gerekiyor. Merkez seçimine dikkat etmesi gerekiyor. Orada da sorulacak olan soruları bizim kazandığımız Center Excel kriterlerinde aranmak gerekiyor. O da nedir? Bir, bu cerrah bu işi kaç yıldır yapıyor? Üç yıldır mı? Beş yıldır mı? On yıl yirmi yıldır mı? İdeali on yıl ve ötesi bir tecrübe. İkincisi her yıl tane yapıyor mu? Ve değişik ameliyatlar yapıyor mu? Tek ameliyatı mı yapıyor? Üçüncüsü, yaptığı ameliyatlarda geri kilo alımı olduğunda, darlık olduğunda onları tekrar ameliyat edip düzeltebiliyor mu? Kaçak olduğunda stent veyahut da laparoskopiyle girip revizyon, direnler, takma becerisi var mı? Böyle bir altyapısı olan hastanede yaşıyor mu? Çalışıyor mu? En önemlisi tomografisi. Veyahut gerekli radyolojik donanımı, bunlara müsait bir hastane mi? Onun ötesinde yeterli destek ekibi var mı? Diyetisyeniyle, psikoloğuyla, hasta koordinatörüyle. Takibe hastaların yeterli yapılıyor mu? Bütün bunlar sonuç olarak birleştiğinde bariatrik cerrahi sonuç da tecrübeli merkezlerde, safra kesesi ameliyatı kadar riskli ama size kazandırdığı yaşam süresi bakımından da bugün için hiçbir hastalıkta verilen olmayan derecede çok daha üstün size sonuçlar veren bir tedavi biçimidir.